Sevmeye Utanmak...

Yok canııımmm, yeni albüm falan çıkarmadım:))) Bildiğiniz travma...Aslında çokça da bilinen hepimizin gereğinden fazla teşvik-i mesaide bulunduğu bir konu halbuse:)

Öğrenme gibi kişisel gelişimin zemin katı. Ama her zaman ki gibi bunu yine bir koç gözünden, bir insan kaleminden, bu toplumda hep birlikte yaşadığım her hangi birinin dilinden anlatacağım. Lütfedip okursanız beni memnun edersiniz.

 

Bulunduğumuz coğrafyanın sosyal koşulları gereği çocukken sevgi kısmı bizde biraz travmatik gelişiyor maalesef. Ya da gelişmiyor. Şımartmamak, saygılı yetiştirmek, yılıştırmamak, edep ve ahlak vermek adına en çok ihtiyaç duyulan ana besin kaynağı, gelişmenin, öz güvenin, birey olabilmenin temel yapı taşı olan sevgi bir çocuğun elinden hunharca alınıp gasp ediliyor, desem bilmem bana katılır mısınız? Bu bir çocuğun en temel insani yaşamsal hakkı. 

 

Sevgi üzerine kurulmuş bu iletişim temasını alamayan ve kendisinin bu temel ihtiyacını doyuramamış bir birey ilerki hayatında ne görürse onu yapıyor.

 

Kanadalı Psikolog Albert Bandura'nın Sosyal Öğrenme Teorisi'ne göre bir çocuk;

 

         1- Taklit

         2- Gözlem

         3- Model Alma

 

temel kavramlarına göre gelişimini yürütüyor. Hadi bakalım metnin gerisini herkes kendi yazsın:)))

 

...

 

Ama öyle. Gerçekten sizin rol model olarak alığınız hiç mi kimse olmadı. Büyüklerinizden duyduğunuz kelimeleri ve cümle öbeklerini kullanmak için hiç mi sabırsızlanmadınız.  İşte bu, aynı şey. 

 

Bir şeyi taklit edebilmeniz için gözlemlemeniz gerekir. Neyi? Bir örneği. Yani model alırsınız.

E peki, görmediğiniz şeyi???

 

Bu sevgiden mahrum büyüyen çocuk ileride sosyal iletişimini sevgisizlik ve/veya sevgi göstermekten çekinir bir tavırla kuruyor. Sonra... Sonrası silsile-i sevgisizlik. 

 

Baba sevgi göstermeye utanır. Ağabey de utanır. Karı-koca bir birlerine sevgi göstermeye utanır. Aman bebekken kucağa alma, bırak ağlasın gerekirse kapının önünde sende ağla ama yatağında yatsın. Çok sevme şımarmasın. 

 

Arkadaş biz ağaç mı yetiştiriyoruz, ki onun bile deneyini yaptılar biliyorsunuz. İki saksı bitkisinden birine kötü söz diğerine tatlı sevgi dolu sözler söylenerek yetiştirildiğinde neler olduğunu artık hepimiz biliyoruz, öyle değil mi? Biri soluyor diğeri yeşeriyor.

 

Sizi bilmem ama ben kızımı bütün kuvvetimle seviyorum. Bütün inancımla. İstediği her zaman bana korkmadan rahatlıkla sarılıyor ve biliyor ki destek alacağı kocaman kucaklara sahip. Oh canıma değsin, aksini iddia eden herkese selam olsun. Çocuğumu sevgi ile büyütüyorum. 

 

Çocuğunuz mu yok. Olsun, koruyucu anne-babalık var. Ne kadar şahane bir şey. Keşke herkesin yüreği bu kadar kocaman olsa. Hali vakti yerinde olan yetişkinler, size sesleniyorum; yirmibirinci evinizi almayın da, on beşinci şirketinizi kurmayın da, beşinci arabanızı almayın da, her gün restoranlarda yemeyin de bir evlat edinin.

 

Nasıl, sizce güzel olmaz mı?

 

İnanın bana sevgi temelli kurulan iletişim sonucunda, mutlak başarı ve mutluluk vardır.

Utanmamalı, sevgimizi de göstermeli, takdirimizi de belli etmeliyiz. 

Fazla geç kalmadan...

 

 

Kalın sağlıcakla. 

 

Tags:

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

Feedback/Geri Bildirim

December 21, 2016

1/4
Please reload

Son Paylaşımlar

December 21, 2016

December 13, 2016

December 5, 2016

Please reload

Arşiv